İnsan; “ben kimim?, nereden geldim?, nereye gidiyorum?” sorularını düşünüp bir Müslüman’ın kendisini muhasebe altına alması gerekmektedir. Rabbimiz (cc) insanoğlunun atası olan Adem (as)’ı topraktan yaratmış, sonrasında insanoğlunun çoğalması adeta bir damla su ile devam etmiştir. “Ben kimim?” sorusuna verilecek cevap; bir damla sudan yaratılan bir canlısın olacaktır. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde anlatılmıştır;
İnsan, bizim, kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir. (Yasin Suresi/77)
Yine “Ben Kimim?” sorusuna şu şekilde cevap verebiliriz Kur’an-ı Kerim’den
Andolsun biz Âdemoğluna şan, şeref ve nimetler verdik; onları karada ve denizde taşıdık, kendilerine güzel güzel rızıklar verdik ve onları yarattıklarımızın çoğundan üstün kıldık. (İsra Suresi/70)
Demek ki insanoğlu yaratılanların çoğundan üstün kılınmıştır.
İnsan nereye gidiyor? sorusuna şu şekilde cevap verebiliriz;
Bu dünya fani yani geçicidir. Ahiret yurdu ise kalıcı ve ebedidir. Bizim bu dünyaya gönderiliş amacımız Kur’an’ın ifadesiyle;
Ben cinleri ve insanları, başka değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım. (Zariyat Suresi/56)
Demek ki bizim bu dünyaya gelme amacımız Rabbimize kulluk etmemizdir. Bu dünyanın sonunda ahiret vardır. Nereye gideceğimiz de işte burada başlıyor. Ya cennet ya da cehennem.
Rabbimizin emrine itaat edersek varacağımız yer cennettir. Allah muhafaza emre itaatsizlik edersek ise; yerimiz cehennem olacaktır.
Rabbim duaların kabul edildiği şu icabet cuma saatinde Rızasını kazanan kullarından eylesin cümlemizi